soon - Turc Anglais Dictionnaire

soon

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "soon" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 30 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
soon adv. birazdan
Finally, I would like to say something about the members of the Swedish Moderate Party who will soon be speaking here.
Son olarak, birazdan burada konuşacak olan İsveç Ilımlı Parti üyeleri hakkında bir şeyler söylemek istiyorum.

More Sentences
soon adv. kısa süre içinde
Layla soon embraced the country lifestyle.
Leyla kısa süre içinde kırsal yaşam tarzını benimsedi.

More Sentences
General
soon adj. az sonra
Soon, the tea was ready.
Az sonra çay hazırdı.

More Sentences
soon adv. hemen
Finally, we politicians must not legislate as soon as we see a phenomenon we do not like.
Son olarak biz politikacılar hoşumuza gitmeyen bir olgu gördüğümüzde hemen yasa çıkarmamalıyız.

More Sentences
soon adv. çok geçmeden
Tom flopped onto his bed and was soon fast asleep.
Tom kendini yatağına attı ve çok geçmeden derin uykuya daldı.

More Sentences
soon adv. yakın zamanda
Unfortunately the situation on the ground gives no reason to believe that things will get any better soon.
Ne yazık ki sahadaki durum, işlerin yakın zamanda daha iyiye gideceğine inanmak için hiçbir sebep sunmuyor.

More Sentences
soon adv. çabuk
It's great you could get over here so soon.
Buraya bu kadar çabuk gelebilmeniz harika.

More Sentences
soon adv. biraz sonra
The airplane soon went out of sight.
Uçak biraz sonra görüş mesafesinden çıktı.

More Sentences
soon adv. yakında
That will soon become clear, because competition between ports is ruthless.
Bu yakında netleşecek çünkü limanlar arasındaki rekabet acımasızdır.

More Sentences
Technical
soon adv. birazdan
Please come here soon if you don't mind.
Sakıncası yoksa birazdan buraya gelin, lütfen.

More Sentences
soon adv. yakında
Let us hope that some progress is made soon.
Umalım ki yakında bir ilerleme kaydedilsin.

More Sentences
General
soon adj. erken
soon adj. ilk
soon adv. ha bugün ha yarın
soon adv. nerede ise
soon adv. kolaylıkla
soon adv. er
soon adv. kolayca
soon adv. neredeyse
soon adv. şimdi
soon adv. bugün yarın
soon adv. pek yakında
soon adv. erkenden
soon adv. erken
soon adv. az zaman içinde
soon adv. çoka varmaz
Archaic
soon adj. hızlı
soon adj. atik
soon adj. ivedi
soon adj. çevik

Sens de "soon" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 307 résultat(s)

Anglais Turc
General
get well soon v. çabuk iyileşmek
I got well soon.
Çok çabuk iyileştim.

More Sentences
too soon adv. çok erken
That being the case, all I can tell you is that it is too soon.
Durum böyleyken size söyleyebileceğim tek şey bunun için çok erken olduğu.

More Sentences
soon enough adv. yeterince çabuk
Tom didn't accelerate soon enough.
Tom yeterince çabuk hızlanmadı.

More Sentences
too soon adv. çok yakın
The vacation came to an end all too soon.
Tatil çok yakında sona erdi.

More Sentences
sometime soon adv. yakında
We need to talk about this sometime soon.
Bunu yakın bir zamanda konuşmalıyız.

More Sentences
soon after adv. çok geçmeden
Tom was executed soon after.
Tom çok geçmeden idam edildi.

More Sentences
soon enough adv. çok geçmeden
We should find out soon enough.
Biz çok geçmeden bulmalıyız.

More Sentences
anytime soon adv. çok yakın zamanda
I'm not leaving anytime soon.
Çok yakın zamanda ayrılıyorum.

More Sentences
anytime soon adv. yakın zamanda
I'm not leaving anytime soon.
Yakın zamanda gitmeyeceğim.

More Sentences
as soon as conj. derhal
We must, of course, also bear in mind that as soon as new Member States join, the outlook will change immediately.
Elbette yeni Üye Devletler katılır katılmaz görünümün derhal değişeceğini de unutmamalıyız.

More Sentences
as soon as conj. en kısa zamanda
I hope that we will put such legislation into effect as soon as possible.
Umarım bu tür bir mevzuatı en kısa zamanda yürürlüğe koyarız.

More Sentences
as soon as conj. yapar yapmaz
As soon as you have done that, I would like you to start preparing supper.
Bunu yapar yapmaz akşam yemeği hazırlığına başlamanı istiyorum.

More Sentences
Phrases
far too soon expr. çok erken
But do not expect answers yet; it is far too soon.
Ancak henüz cevap beklemeyin; çok erken.

More Sentences
pretty soon expr. çok yakında
Pretty soon he'll have a nice family.
Çok yakında iyi bir ailesi olacak.

More Sentences
Colloquial
very soon adv. çok yakında
These measures will fortunately be implemented very soon.
Bu önlemler neyse ki çok yakında uygulamaya konulacak.

More Sentences
(I'll) see you (again) (real) soon expr. görüşürüz
We'll see you soon.
Yakında görüşeceğiz.

More Sentences
soon as possible expr. bir an önce
Something must be done about this as soon as possible.
Bu konuda bir an önce bir şeyler yapılmalı.

More Sentences
soon as possible expr. olabildiğince çabuk
Tom really needs to do that as soon as possible.
Tom'un bunu olabildiğince çabuk yapması gerekiyor.

More Sentences
soon as possible expr. mümkün olduğunca çabuk
I want to meet Tom as soon as possible.
Mümkün olduğunca çabuk Tom'la buluşmak istiyorum.

More Sentences
soon as possible expr. en kısa sürede
It is in Europe's own interests to put things right as soon as possible.
İşleri mümkün olan en kısa sürede yoluna koymak Avrupa'nın kendi menfaatine olacaktır.

More Sentences
Speaking
see you soon expr. yakında görüşürüz
See you soon!
Yakında görüşürüz!

More Sentences
back soon expr. yakında dönecek
Tom thinks Mary will be back soon.
Tom Mary'nin yakında döneceğini düşünüyor.

More Sentences
married soon expr. yakında evleniyor
I heard that Tom will get married soon.
Tom'un yakında evleneceğini duydum.

More Sentences
General
get well soon wishes n. geçmiş olsun dilekleri
get well soon wish n. geçmiş olsun dileği
soon-to-wed couple n. yakında evlenecek çift
wish someone get well soon v. geçmiş olsun dilemek
speak too soon v. çok erken konuşmak
soon-to-be-frozen adj. yakında donacak (olan)
soon-to-be-frozen adj. yakında çok soğuyacak (olan)
soon-to-be-frozen adj. dondurulacak (olan)
as soon as possible adv. mümkün olduğunca en kısa zamanda
soon after adv. bir müddet sonra
all too soon adv. peki
as soon as not adv. daha çok istekle
all too soon adv. zamansız
as soon as possible adv. bir an önce
as soon as possible adv. olabildiğince çabuk
as soon as possible adv. ilk fırsatta
too soon adv. pek fazla erken
too soon adv. zamanından evvel
very soon adv. akşama sabaha
all too soon adv. pek erken
as soon as possible adv. en kısa zamanda
as soon as possible adv. mümkün olduğunca çabuk
as soon as possible adv. hemen
as soon as possible adv. vakit geçirmeden
as soon as possible adv. en kısa sürede
as soon as possible adv. mümkün olduğu kadar çabuk
as soon as possible adv. mümkün olan en kısa zamanda
as soon as possible adv. mümkün olan en kısa sürede
soon after adv. akabinde
soon after adv. -den az sonra
soon after adv. -den hemen sonra
a.s.a.p. (as soon as possible) adv. en kısa zamanda
asap (as soon as possible) adv. en kısa zamanda
soon afterwards adv. kısa süre sonra
anytime soon adv. çok yakında
soon after that adv. (bundan) kısa bir süre sonra
soon afterwards adv. kısa zaman sonra
soon at adv. … ile birlikte
soon at adv. … olduğu an
soon at adv. … olduğunda
soon at adv. derhal
soon at adv. hemen
soon at adv. ivedilikle
as soon as conj. ile beraber
as soon as conj. mümkün olduğu kadar çabuk
as soon as conj. ile birlikte
as soon as conj. ister istemez
just as soon as conj. en kısa zamanda
as soon as conj. -er -mez
Phrases
it can't come soon enough expr. gelmek bilmiyor
it can't come soon enough expr. gelmek bilmedi
it can't end soon enough expr. bitmek bilmiyor
it can't end soon enough expr. bitmek bilmedi
as soon as one comes expr. ayağının tozuyla
inform me as soon possible expr. beni derhal bilgilendirin
coming soon expr. çok yakında
hoping to hear from you soon expr. en kısa sürede haberleşmek umuduyla
hoping to hear from you soon expr. en kısa sürede haberleşmek dileğiyle
as soon as practicable expr. mümkün olan en makul sürede
write to me soon expr. kısa süre içinde bana yaz
hoping to hear from you soon expr. sizden en kısa sürede haber alabilmek dileğiyle
hoping to hear from you soon expr. sizden en kısa sürede haber alabilmek umuduyla
not a moment too soon expr. son dakikada
not a moment too soon expr. son anda
none too soon expr. tam zamanında
available soon expr. yakında uygulanacak
available soon expr. yakında gelecek
none too soon expr. ucu ucuna
not a moment too soon expr. tam zamanında
Proverb
fool and his money are soon parted akılsıza para dayanmaz
long absent, soon forgotten gözden ırak olan gönülden de ırak olur
clear moon, frost soon gökyüzü açıksa don olacak demektir
Colloquial
had (just) as soon (do something) v. (bir şey yapmayı) tercih etmek
had (just) as soon (do something) v. (bir şey yapmayı) yeğlemek
had (just) as soon (do something) v. (bir şeyi yapsa) daha iyi olmak
had (just) as soon (do something) v. (bir şeyi yapması) daha iyi olmak
had (just) as soon (do something) v. en iyisi (bir şeyi yapması) olmak
had (just) as soon (do something) v. (bir şey) yerine (başka bir şey yapmayı) tercih etmek
had (just) as soon (do something) v. (bir şey yapmaktansa başka bir şey yapmayı) tercih etmek
would (just) as soon do something v. (bir şey yapmayı) tercih etmek
would (just) as soon do something v. (bir şey yapmayı) yeğlemek
would (just) as soon do something v. (bir şeyi yapsa) daha iyi olmak
would (just) as soon do something v. (bir şeyi yapması) daha iyi olmak
would (just) as soon do something v. en iyisi (bir şeyi yapması) olmak
would (just) as soon do something v. (bir şey) yerine (başka bir şey yapmayı) tercih etmek
would (just) as soon do something v. (bir şey yapmaktansa başka bir şey yapmayı) tercih etmek
would (just) as soon (do something) as look at (one) v. niye baktın diye kavga çıkarmak
would (just) as soon (do something) as look at (one) v. bakışından kıllanıp adam dövmek
would (just) as soon (do something) as look at (one) v. niye baktın diye adam öldürmek
had as soon do v. (bir şeyi) yapması daha iyi olmak
had as soon do v. (bir şeyi) yapsa daha iyi olmak
had as soon do v. en iyisi (bir şeyi) yapması olmak
had as soon do v. (bir şey) yapmayı yeğlemek
had as soon do v. (bir şey) yapmayı tercih etmek
so soon adv. çok erken
too soon to talk about expr. hakkında konuşmak için çok erken
asap (as soon as possible) expr. olabildiğince çabuk
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmayı) tercih ederim
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmayı) yeğlerim
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şeyi yapsam) daha iyi olmak
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şeyi yapmam) daha iyi olmak
I'd (just) as soon (as) do something expr. en iyisi (bir şeyi yapmam) olmak
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey) yerine (başka bir şey yapmayı) tercih ederim
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmaktansa başka bir şey yapmayı) tercih ederim
bbs (be back soon) expr. yakında döneceğim
not a minute too soon expr. son dakikada
not a minute too soon expr. son anda
not a minute too soon expr. tam zamanında/vaktinde
not a minute too soon expr. ucu ucuna
(are) you leaving so soon? expr. biraz daha kalsaydın
(are) you leaving so soon? expr. bu kadar erken gitmene izin veremem (tehlikeli bir durumdan kaçmaya çalışan birine yöneltilen alaylı bir ifade)
(I) hope to see you again (soon/sometime) expr. umarım (yakında) tekrar görüşürüz
(I) hope to see you again (soon/sometime) expr. umarım seni (yakında) tekrar görürüm
(I) hope to see you again (soon/sometime) expr. (yakında) tekrar görüşmek dileğiyle
(I) hope to see you again (soon/sometime) expr. (yakında) yine görüşmek dileğiyle
I spoke too soon expr. bilip bilmeden konuştum
I spoke too soon expr. durumu bilmeden konuştum
I spoke too soon expr. dediğim/tahmin ettiğim gibi olmadı
(I'll) see you (again) (real) soon expr. yakında tekrar görüşürüz
(I'll) see you (again) (real) soon expr. tekrar görüşmek üzere
(I'll) see you (again) (real) soon expr. yakında tekrar görüşmek üzere
(I'll) see you (again) (real) soon expr. çok yakında görüşürüz
(I'll) see you (again) (real) soon expr. çok yakında tekrar görüşmek üzere
(one) would (just) as soon (do something) expr. (biri bir şey yapmayı) tercih eder
(one) would (just) as soon (do something) expr. (biri bir şey yapmayı) ister
(one) would (just) as soon (do something) expr. (biri bir şey yapmayı) yeğler
(one) would (just) as soon (do something) expr. (biri bir şey yapsa) daha iyi olur
as soon expr. tercihen
he/she would just as soon do a expr. biri için fark etmez
he/she would just as soon do a expr. biri bir şey de yapabilir
he/she would just as soon do a expr. biri bir şey yapmayı da aynı derecede ister
he/she would just as soon do a expr. bir şey de olur diğeri de
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri için fark etmez
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri bir şey de yapabilir başka bir şey de
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri bir şey yapmayı da diğeriyle derecede ister
he/she would just as soon do a (as b) expr. bir şey de olur diğeri de
I'd as soon do expr. (...) yapmam daha iyi olur
leaving so soon? expr. bu kadar erken mi gidiyorsun/kaçıyorsun?
leaving so soon? expr. biraz daha kalsaydın/otursaydın
leaving so soon? expr. bu kadar erken/hemen gidebileceğini/kaçabileceğini mi sandın?
leaving so soon? expr. kaçabileceğini mi sandın?
soon as possible expr. ilk fırsatta
soon as possible expr. mümkün olduğunca en kısa zamanda
soon as possible expr. en kısa zamanda
soon as possible expr. hemen
soon as possible expr. vakit geçirmeden
soon as possible expr. mümkün olduğu kadar çabuk
soon as possible expr. mümkün olan en kısa sürede
soon as possible expr. mümkün olan en kısa zamanda
sys (see you soon) expr. görüşmek üzere
sys (see you soon) expr. yakında görüşürüz
Idioms
a little pot is soon hot n. küçük enişte
a little pot is soon hot n. öfkeli şirin
a little pot is soon hot n. patlamaya hazır bomba gibi olan kimse
a little pot is soon hot n. barut fıçısı gibi olan kişi
a little pot is soon hot n. kızdırması kolay olan kişi
it will soon blow over expr. yakında havaya karışacak
it will soon blow over expr. yakında mazide kalacak
it will soon blow over expr. unutulup gidecek
it will soon blow over expr. maziye karışacak
a fool and his money are soon parted expr. akılsıza para dayanmaz
soon ripe, soon rotten expr. büyümüş de küçülmüş
yesterday wouldn't be too soon expr. derhal
all too soon expr. çok erken
none too soon expr. hiç de çabuk değil
yesterday wouldn't be too soon expr. hemen şimdi
yesterday wouldn't be too soon expr. mümkün olduğunca çabuk
as soon as practicable expr. yürürlüğe girer girmez
all too soon expr. zamansız
just as soon expr. isteme
just as soon expr. tercih etme
just as soon expr. yeğleme
yesterday isn't soon enough expr. derhal
yesterday isn't soon enough expr. hemen şimdi
yesterday isn't soon enough expr. mümkün olduğunca çabuk
yesterday isn't soon enough expr. zamanı geldi de geçti
yesterday isn't too soon expr. derhal
yesterday isn't too soon expr. hemen şimdi
yesterday isn't too soon expr. mümkün olduğunca çabuk
yesterday isn't too soon expr. zamanı geldi de geçti
yesterday wouldn't be soon enough expr. derhal
yesterday wouldn't be soon enough expr. hemen şimdi
yesterday wouldn't be soon enough expr. mümkün olduğunca çabuk
yesterday wouldn't be soon enough expr. zamanı geldi de geçti
Speaking
get well soon n. acil şifalar dilerim
I hope you get well soon n. acil şifalar dilerim
would just as soon v. ...e tercih etmek
would just as soon do something v. ...e tercih etmek
get well soon expr. acil şifalar dileriz
we hope you get well soon expr. acil şifalar dileriz
I hope you get well soon expr. acil şifalar diliyorum
get well soon expr. acil şifalar diliyorum
get well soon expr. acil şifalar diliyoruz
we hope you get well soon expr. acil şifalar diliyoruz
as soon as it opens expr. açar açmaz
as soon as it opens expr. açılır açılmaz
soon as you opened your mouth expr. ağzını açar açmaz
as soon as I finish expr. bitirir bitirmez
you leaving so soon expr. bu kadar erken mi gidiyorsun/kaçıyorsun?
I'll be better soon expr. birazdan düzelirim
as soon as it ends expr. biter bitmez
I'd just as soon stay here expr. burada kalmayı tercih ederim
are you leaving so soon? expr. bu kadar erken mi gidiyorsun/kaçıyorsun?
as soon as it finishes expr. biter bitmez
may you recover soon expr. çok geçmiş olsun
don't speak too soon! expr. dereyi görmeden paçayı sıvama!
I am looking forward to hearing from you (soon) expr. cevabınızı dört gözle bekliyorum
it's too soon expr. daha çok erken
I am looking forward to hearing from you (soon) expr. cevabınızı bekliyorum
talk to you soon expr. daha sonra konuşalım
I spoke too soon expr. çok erken konuştum
I'll see you real soon expr. çok yakında görüşürüz
I hope you get better soon expr. çok geçmiş olsun
get better soon! expr. çabuk iyileş
at your service soon expr. çok yakında hizmetinizde
it is still too soon expr. dün bir bugün iki
I expect to hear from you soon expr. en kısa zamanda sizden haber bekliyorum
as soon as he/she comes expr. gelir gelmez
recover soon expr. geçmiş olsun
as soon as I finish expr. halleder halletmez
I'll get back to you as soon as possible expr. en kısa zamanda size dönüş yapacağım
I'll get back to you as soon as possible expr. en kısa zamanda size geri dönüş yapacağım
I would as soon go as not expr. gitsem de olur gitmesem de
as soon as you go expr. gider gitmez
hope to see you soon expr. en kısa zamanda görüşmek dileğiyle
get better soon expr. geçmiş olsun
as soon he/she arrives expr. gider gitmez
get better soon! expr. geçmiş olsun!
as soon as you arrive expr. gider gitmez
as soon as you went expr. gider gitmez
as soon as I get a chance expr. fırsat bulur bulmaz
I lied down as soon as I got home expr. eve gelir gelmez uzandım
I lied down as soon as I got home expr. eve geldiğim gibi uzandım
I look forward to hearing from you soon expr. en kısa zamanda sizden haber bekliyorum
see you soon expr. görüşmek üzere
hope to see you soon expr. en kısa zamanda görüşmek umuduyla
I'm sure we'll be seeing each other real soon expr. eminim çok yakın bir zamanda görüşeceğiz
get well soon expr. geçmiş olsun
don't speak too soon! expr. hele bir dur bakalım!
as soon he/she goes expr. gider gitmez
as soon as he/she went expr. gider gitmez
don't speak too soon! expr. hemen oldu gözüyle bakma!
as soon as i send the e-mail expr. e-maili gönderir göndermez
as soon as I get a chance expr. imkan bulur bulmaz
we will inform you of the outcome of the internal review as soon as possible expr. iç denetleme sonuçlarını mümkün olan en kısa zamanda sizlere bildireceğiz
it wasn't that soon expr. o kadar çabuk olmadı
I will let you know as soon as I find out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I find it out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I figure out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I figure out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I find out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
how soon expr. ne kadar sonra
I will let you know as soon as I find it out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
too soon to tell expr. söylemek için çok erken
I need the results as soon as possible expr. sonuçları olabildiğince çabuk almam lazım
I will call you again soon expr. sizi sonra tekrar arayacağım
I'll talk to you soon expr. sonra konuşuruz/görüşürüz
as soon as you arrive expr. ulaşır ulaşmaz
you'll be at peace soon expr. yakında huzura kavuşacaksın
it's gonna be dark soon expr. yakında hava kararacak
I hope you feel better soon expr. umarım yakında iyileşirsin
I hope you feel better soon expr. umarım çabuk iyileşirsin
you'll see soon enough expr. yakında görürsün
this will all be over soon expr. yakında her şey bitecek
you will earn a lot of money soon expr. yakında çok fazla para kazanacaksın
I'll be there soon expr. yakında geleceğim
you're going to feel better soon expr. yakında iyileşeceksin
as soon as he/she arrives expr. varır varmaz
as soon as it stops raining expr. yağmur diner dinmez
it will be over soon expr. yakında bitecek
as soon as you arrive expr. varır varmaz
how soon? exclam. ne kadar yakın?
how soon? exclam. ne kadar yakında?
how soon? exclam. ne kadar çabuk?
Chat Usage
rsn (real soon now) abrev. çok yakında
Trade/Economic
as soon as possible adv. en kısa zamanda
Insurance
as soon as possible adv. en kısa zamanda
Technical
service engine soon n. motoru servise göster ikazı
Computer
create soon n. hemen yarat
update soon expr. hemen güncelleştir
Automotive
soon after starting n. marş aldıktan az sonra
Abbreviation
asap (as soon as possible) expr. olabildiğince çabuk
Slang
ttys (talk to you soon) exclam. daha sonra konuşalım
ttys (talk to you soon) exclam. sonra konuşuruz/görüşürüz