restriction - Turc Anglais Dictionnaire

restriction

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "restriction" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 26 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
restriction n. sınırlama
The speed restriction applies to large vehicles only.
Hız sınırlaması yalnızca büyük araçlar için geçerlidir.

More Sentences
restriction n. kısıtlama
The decision was seen as a restriction on freedom of speech.
Karar, ifade özgürlüğüne yönelik bir kısıtlama olarak nitelendirildi.

More Sentences
General
restriction n. kısıtlanma
We shall not support a restriction upon, or change to, our constitution.
Anayasamızın kısıtlanmasını ya da değiştirilmesini desteklemeyeceğiz.

More Sentences
Trade/Economic
restriction n. kısıtlama
I was satisfied that the easing of restrictions was justified.
Kısıtlamaların hafifletilmesinin haklı olduğunu memnuniyetle karşıladım.

More Sentences
Law
restriction n. kısıtlama
I also want the different restrictions to be based on scientific facts.
Ayrıca farklı kısıtlamaların bilimsel gerçeklere dayanmasını istiyorum.

More Sentences
Technical
restriction n. kısıtlama
They reject any form of restriction on access to FIFG aid.
FIFG yardımlarına erişimde her türlü kısıtlamayı reddederler.

More Sentences
General
restriction n. tahdit
restriction n. kayıt
restriction n. daralma
restriction n. koşul
restriction n. şart
restriction n. yasak
restriction n. sınırlandırma
restriction n. daraltma
Trade/Economic
restriction n. kural
restriction n. sınır
restriction n. sınırlama
restriction n. sınırlılık
restriction n. şart
restriction n. tahdit
Law
restriction n. tahdit
Technical
restriction n. azaltma
restriction n. kısıntı
restriction n. sınırlama
restriction n. sınırlandırma
Medical
restriction n. restriksiyon

Sens de "restriction" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 99 résultat(s)

Anglais Turc
General
speed restriction n. hız sınırlaması
Speed restriction was seen as a temporary and unwanted hitch in technology waiting to be perfected.
Hız sınırlaması, mükemmelleştirilmeyi bekleyen teknolojide geçici ve istenmeyen bir aksaklık olarak görülmüştür.

More Sentences
movement restriction n. hareket kısıtlılığı
making a restriction n. tasarrufta bulunma
age restriction n. yaş sınırlaması
age restriction n. yaş kısıtlaması
legal restriction n. yasal kısıtlama
severe restriction n. sıkı kısıtlama
economic restriction n. ekonomik kısıtlama
call restriction n. çağrı kısıtlama
restriction criteria n. sınırlama ölçütleri
sign restriction n. işaret kısıtlaması
impose restriction v. kısıtlama getirmek
introduce restriction v. sınırlandırma getirmek
impose restriction v. sınırlandırma getirmek
place restriction v. sınırlandırma getirmek
remove the restriction v. kısıtlamayı kaldırmak
abolish the restriction v. kısıtlamayı kaldırmak
lift the restriction v. kısıtlamayı kaldırmak
have no restriction to travel v. seyahat engeli olmamak
have no restriction to travel v. seyahat engeli bulunmamak
without restriction adv. sınırsız bir biçimde
without restriction adv. sınırlı olmaksızın
without restriction adv. sınırlı olmadan
Trade/Economic
interest restriction n. faiz yasağı
import restriction n. ithalat kısıtlaması
voluntary restriction n. ihtiyari kısıtlama
rent restriction n. kira fiyatlarının kontrolü
rent restriction n. kira tahdidi
credit restriction n. kredi tahdidi
credit restriction n. kredi sınırlaması
restriction of credits n. kredilerin kısıtlanması
quantitative restriction n. miktar kısıtlaması
restriction of the unsafe product from placing on the market n. piyasaya arzın kısıtlanması (güvenli olmayan ürünün)
travel restriction n. seyahat engeli
decision of restriction n. sınırlama kararı
restriction of trade n. ticaretin sınırlanması
restriction of production n. üretimin sınırlanması
Law
restriction to limits n. göz hapsi
immigration restriction act n. göç sınırlaması yasası
restriction of freedom n. hürriyeti kısıtlama
quantity restriction n. miktar kısıtlaması
deed restriction n. tapu şerhi
complete restriction n. tamamen kısıtlama
Politics
restriction of freedom n. özgürlüğün kısıtlanması
restriction on freedom n. özgürlüğün kısıtlanması
trade restriction n. ticari kısıtlamalar
restriction of hazardous substances directive (rohs) n. tehlikeli maddelerin sınırlandırılması direktifi
restriction of foodstuff n. yeme-içmenin kısıtlanması
impose restriction v. kısıtlama getirmek
introduce restriction v. kısıtlama getirmek
place restriction v. kısıtlama getirmek
introduce restriction v. sınırlandırma getirmek
impose restriction v. sınırlandırma getirmek
place restriction v. sınırlama getirmek
impose restriction v. sınırlama getirmek
introduce restriction v. sınırlama getirmek
place restriction v. sınırlandırma getirmek
Technical
restriction strap n. büzme boyunduruğu
restriction crack n. daralma çatlağı
restriction tap n. kapatma
restriction tap n. kısma musluğu
restriction union n. redüksiyon rakor
Computer
call restriction n. çağrı kısıtlama
restriction of access n. erişimi kısıtlama
new restriction n. yeni kısıtlama
no restriction expr. sınırlama yok
Informatics
toll restriction n. şehirlerarası arama kısıtlaması
Telecom
calling number identification restriction n. arayan numaranın kimliğinin saklanması
calling line identification restriction n. arayan numaranın görünmemesi
calling line identification restriction n. arayan hattın numarasının gözükmesinin engellenmesi
connected line identification restriction n. bağlı hat kimlik sınırlaması
connected line identification restriction n. bağlanılan hattın numarasının gösterilmesinin engellenmesi
call restriction n. çağrı kısıtlama
calling line identification restriction n. çağrı hattı kimlik kısıtlaması
Construction
storey restriction n. kat sınırlaması
Automotive
maximum speed restriction n. azami hız sınırlaması
Traffic
end of any restriction n. bütün yasakalama ve kısıtlamaların sonu
Railway
speed restriction n. hız sınırlaması
speed restriction n. tekayyüdat
Medical
restriction in adduction n. addüksiyonda kısıtlılık
intrauterine growth restriction n. intrauterin gelişme geriliği
intrauterine growth restriction n. intrauterin gelişme geriliği
intrauterine growth restriction n. intraüterin büyüme kısıtlılığı
macromolecular restriction coefficient n. makromoleküler kısıtlama katsayısı
protein restriction n. protein sınırlaması
sodium and caffeine restriction n. sodyum ve kafeinin azaltılması
fluid restriction n. sıvı kısıtlaması
Food Engineering
restriction fragment length polymorphisms n. restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi
Biology
genomic restriction profile n. genomik kısıtlama profili
rflp (restriction fragment length polymorphism) abrev. restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi
riflip (restriction fragment length polymorphism) abrev. restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi
Marine Biology
gear restriction n. araç sınırlaması
Apiculture
restriction of brood rearing n. yavru üretiminin sınırlandırılması
Linguistics
restriction of meaning n. anlam daralması
semantic restriction n. anlam daralması
Environment
restriction of hazardous substances (rohs) n. tehlikeli maddelerin sınırlandırılması
Military
restriction to limits n. göz hapsi
administrative restriction n. göz hapsi
movement restriction n. trafik tahdidi