summer - Turco Inglés Diccionario

summer

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "summer" en diccionario turco inglés : 20 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
summer n. yaz
This is the last plenary sitting before the summer recess.
Bu, yaz tatilinden önceki son genel kurul oturumudur.

More Sentences
General
summer n. yaz mevsimi
Summer is coming.
Yaz mevsimi geliyor.

More Sentences
summer n. yazlık
My summer school dress is blue and white checkered.
Yazlık okul elbisem mavi ve beyaz kareli.

More Sentences
summer n. yaz
This is the last plenary sitting before the summer recess.
Bu, yaz tatilinden önceki son genel kurul oturumudur.

More Sentences
summer adj. yazla ilgili
The worst thing about summer is the heat.
Yazla ilgili en kötü şey sıcaklık.

More Sentences
Meteorology
summer n. yaz
This is the last plenary sitting before the summer recess.
Bu, yaz tatilinden önceki son genel kurul oturumudur.

More Sentences
General
summer n. hayatın baharı
summer n. refah dönemi
summer n. gençlik çağı
summer n. yaz mevsimi gibi ortam
summer n. yaz hissi veren şey
summer n. toplama yapan kimse
summer n. özetleyici
summer n. özet çıkarıcı
summer v. yazı geçirmek
summer v. (çiftlik hayvanlarını) yaz boyu beslemek
summer adj. yaz havasında olan
summer adj. yaz gibi sıcak olan
Technical
summer n. kapı üstü kirişi
summer n. taban kirişi

Significados de "summer" con otros términos en diccionario inglés turco: 291 resultado(s)

Inglés Turco
General
summer house n. yazlık
Does Tom have a summer house?
Tom'un yazlık bir evi var mı?

More Sentences
summer holiday n. yaz tatili
We would, indeed, have liked to have seen it wrapped up before the summer holidays.
Gerçekten de yaz tatilinden önce tamamlanmış olmasını görmek isterdik.

More Sentences
summer resort n. sayfiye
This summer resort is no longer as popular as it used to be.
Bu sayfiye artık eskisi kadar popüler değil.

More Sentences
summer resort n. yazlık
It's a fascinating advertisement for summer resorts.
Yazlık tatil köyleri için büyüleyici bir reklam.

More Sentences
summer season n. yaz sezonu
After a slow summer season, business began to pick up.
Yavaş bir yaz sezonundan sonra iş ilerlemeye başladı.

More Sentences
summer vacation n. yaz tatili
Exams are right after summer vacation.
Sınavlar yaz tatilinden hemen sonradır.

More Sentences
indian summer n. pastırma yazı
Paris during the Indian summer is an earthly heaven.
Pastırma yazı sırasında Paris dünyevi bir cennettir.

More Sentences
summer school n. yaz okulu
Tom lived in a tent next to the river while he attended summer school.
Tom yaz okuluna devam ederken nehrin yanında bir çadırda yaşadı.

More Sentences
summer rain n. yaz yağmuru
I love summer rain.
Yaz yağmurunu severim.

More Sentences
summer time n. yaz saati
These provisions are contained in the Commission proposal on summer time arrangements.
Bu hükümler, yaz saati düzenlemelerine ilişkin Komisyon teklifinde yer almaktadır.

More Sentences
summer house n. yazlık ev
The Danish summer house protocol contributes to the good relationship between Danes and Germans.
Danimarka yazlık ev protokolü Danimarkalılar ve Almanlar arasındaki iyi ilişkilere katkıda bulunmaktadır.

More Sentences
summer vegetable n. yaz sebzesi
Zucchini is a summer vegetable.
Kabak bir yaz sebzesidir.

More Sentences
middle of summer n. yazın ortası
Why are you dressing like it's the middle of summer when it's this cold?
Hava bu kadar soğukken neden yazın ortasındaymışız gibi giyiniyorsun?

More Sentences
summer clothes n. yaz kıyafetleri
Why don't you wear summer clothes?
Neden yaz kıyafetleri giymiyorsun?

More Sentences
summer clothes n. yazlık giysiler
If only she'd wear summer clothes.
Keşke o yazlık giysiler giyse.

More Sentences
summer clothes n. yazlıklar
If only she'd wear summer clothes.
Keşke yazlık kıyafetler giyseydi.

More Sentences
summer heat n. yaz sıcağı
My father hates the summer heat.
Babam yaz sıcağından nefret eder.

More Sentences
whole summer n. bütün yaz
We have the whole summer to play.
Çalmak için bütün yazımız var.

More Sentences
summer fruit n. yaz meyvesi
My daughter likes summer fruits, such as cherries, watermelons and peaches.
Kızım kiraz, karpuz ve şeftali gibi yaz meyvelerini seviyor.

More Sentences
this summer n. bu yaz
Many colleagues come from Member States which were this summer struck by floods and landslides.
Pek çok meslektaşım bu yaz sel ve toprak kaymalarının vurduğu Üye Devletlerden gelmektedir.

More Sentences
last summer n. geçen yaz
Last summer we saw what sort of massive destruction forest fires cause.
Geçtiğimiz yaz orman yangınlarının ne kadar büyük bir yıkıma yol açtığını gördük.

More Sentences
summer camp n. yaz kampı
I'm going to summer camp next year.
Seneye yaz kampına gideceğim.

More Sentences
summer sports n. yaz sporları
What's your favorite summer sport?
Favori yaz sporun nedir?

More Sentences
next summer n. gelecek yaz
Aren't you going to go camping next summer?
Gelecek yaz kampa gitmeyecek misin?

More Sentences
next summer n. sonraki yaz
I'll ask my grandfather to take me there during the next summer vacation.
Bir sonraki yaz tatilinde büyükbabamın beni oraya götürmesini isteyeceğim.

More Sentences
in the summer adv. yazın
We're usually busier in the summer than in the winter.
Biz genellikle yazın kışın olduğundan daha yoğunuz.

More Sentences
in summer adv. yazın
In summer meat easily goes bad; you must keep it in the refrigerator.
Yazın et kolayca bozulur; onu buzdolabında saklamalısınız.

More Sentences
Colloquial
every summer expr. her yaz
Every summer, we come out to the country to get fresh air.
Her yaz temiz hava almak için kırlara gideriz.

More Sentences
Speaking
since last summer n. geçen yazdan beri
Tom has lived in Boston since last summer.
Tom geçen yazdan beri Boston'da yaşamaktadır.

More Sentences
summer is over expr. yaz bitti
Summer is over.
Yaz bitti.

More Sentences
summer is coming expr. yaz geliyor
I'm very happy that summer is coming.
Yaz geliyor diye çok mutluyum.

More Sentences
Technical
summer time n. yaz saati
These provisions are contained in the Commission proposal on summer time arrangements.
Bu hükümler, yaz saati düzenlemelerine ilişkin Komisyon teklifinde yer almaktadır.

More Sentences
summer house n. yazlık ev
The Danish summer house protocol contributes to the good relationship between Danes and Germans.
Danimarka yazlık ev protokolü Danimarkalılar ve Almanlar arasındaki iyi ilişkilere katkıda bulunmaktadır.

More Sentences
Informatics
summer time n. yaz saati
These provisions are contained in the Commission proposal on summer time arrangements.
Bu hükümler, yaz saati düzenlemelerine ilişkin Komisyon teklifinde yer almaktadır.

More Sentences
Textile
summer dress n. yazlık elbise
Mary was wearing a sleeveless summer dress.
Mary kolsuz bir yazlık elbise giyiyordu.

More Sentences
Education
summer school n. yaz okulu
Tom lived in a tent next to the river while he attended summer school.
Tom yaz okuluna devam ederken nehrin yanında bir çadırda yaşadı.

More Sentences
summer internship n. yaz stajı
I applied for a summer internship.
Bir yaz stajına başvurdum.

More Sentences
Meteorology
indian summer n. pastırma yazı
Paris during the Indian summer is an earthly heaven.
Pastırma yazı sırasında Paris dünyevi bir cennettir.

More Sentences
General
summer house n. sayfiye
summer season n. yaz mevsimi
summer savory n. ballıbabagillerden
summer house n. çardak
summer cottage n. yazlık
summer place n. sayfiye
summer savory n. yaprakları bahar olarak kullanılan sater
summer camping ground n. yayla
summer clothes n. yazlık elbiseler
summer resort n. sayfiye evi
summer palace n. kasır
summer pasture n. yaylım
summer villa n. yazlık
summer dress n. yazlık
summer savory n. zater
summer resort n. sayfiye yeri
summer pasture n. yaylak
summer house n. yaz evi
summer villa n. yazlık ev
summer residence n. yazlık
summer suit n. yazlık
late summer n. yazın sonu
summer wind n. yaz rüzgarı
compulsory summer training n. zorunlu staj
summer breeze n. yaz esintisi
high summer n. yazın ortası
high summer n. yaz ortası
middle of summer n. yaz ortası
cool aegean summer sea-breeze n. imbat
summer clothes n. yaz giysileri
end of summer n. yaz sonu
reminiscent of a summer day n. yazdan kalma bir gün
the coming of summer n. yazın gelişi
summer boot n. yazlık bot
summer clothes n. yazlık giysi
summer clothing n. yazlık giysi
summer time n. yaz saati uygulaması
summer shoes n. yazlık ayakkabı
the hottest days of the summer n. yazın en sıcak günleri
an early summer n. erken gelen yaz
season of summer n. yaz mevsimi
summer tour n. yaz turnesi
summer wine n. yaz şarabı
summer love n. yaz aşkı
summer practice n. staj
british summer time (bst) n. ingiliz yaz saati
summer haze n. yaz pusu
a summer day n. bir yaz günü
my summer plans n. yaz planlarım
dry summer n. susuz yaz
summer drought n. yaz kuraklığı
summer tattoo n. yaz dövmesi
all saints' summer n. pastırma yazı
saint austin's summer [brit] n. eylül ayında görülen pastırma yazı
saint augustine's summer n. eylül ayında görülen pastırma yazı
summer solstice n. yaz gün dönümü
summer solstice n. yazın başlangıcı
summer solstice n. güneş ışınlarının yengeç dönencesine dik açıyla geldiği güne verilen ad
martinmas summer n. kasım'da yaşanan pastırma yazı
martin's summer n. kasım'da yaşanan pastırma yazı
saint martin's summer n. kasım'da yaşanan pastırma yazı
high summer n. yazın en sıcak zamanı
summer vibe n. yaz havası
summer [uk] n. mayıs ortasından ağustos ortasına kadarki sezon
summer holidays n. yaz tatilinde okula gidilmeyen dönem
summer lightning n. gök gürültüsüz şimşek
dress as if it is summer v. baharı başına vurmak
attend the summer school v. yaz okuluna kaydolmak
attend the summer school v. yaz okuluna yazılmak
miss summer v. yazı özlemek
used in summer adj. yazlık
(to be) used in summer adj. yazlık
summer-weight adj. yazlık (giysi)
summer-long adj. yaz boyu süren
in summer and winter adv. yaz kış
in the summer months adv. yaz aylarında
summer-long adv. yaz süresince
Proverb
one swallow does not a summer make güzel bir belirtiyle doyurucu sonuca ulaşılmaz
one swallow does not make a summer bir çiçekle bahar olmaz
one swallow does not make a summer bir çiçekle yaz gelmez
one swallow doesn't make a summer bir çiçekle yaz gelmez
one swallow does not a summer make bir çiçekle yaz gelmez
Colloquial
a summer evening n. bir yaz akşamı
a summer night n. bir yaz gecesi
dog days of summer n. yazın en sıcak günleri
one swallow doesn't make a summer expr. bir bulutla kış olmaz
one swallow doesn't make a summer expr. bir çiçekle yaz gelmez
only a few days to the end of the summer expr. yazın bitmesine sayılı günler kala
the busy summer season is almost upon us again expr. yoğun yaz sezonu gelmek üzere
Idioms
summer complaints n. yaz şikayetleri
summer complaints n. ciddi bağırsak enfeksiyonları
summer complaints n. (kolera, yemek zehirlenmesi gibi) sindirim sistemi rahatsızlıkları
summer complaint n. yaz şikayeti
summer complaint n. ishal
summer fling n. yaz aşkı
indian summer n. son güzel günler
indian summer n. son iyi günler
indian summer n. son mutlu günler
an indian summer [uk] n. başarının yakalandığı dönem
an indian summer [uk] n. başarının zirvesine ulaşılan dönem
an indian summer [uk] n. parlak dönem
an indian summer [uk] n. kariyerinin parlak dönemi
an indian summer n. pastırma yazı
an indian summer n. pastırma sıcakları
an indian summer n. son güzel günler
an indian summer n. son iyi günler
an indian summer n. son mutlu günler
an indian summer [uk] n. başarının yakalandığı dönem
an indian summer [uk] n. başarının zirvesine ulaşılan dönem
an indian summer [uk] n. parlak dönem
an indian summer [uk] n. kariyerinin parlak dönemi
an indian summer n. pastırma yazı
an indian summer n. pastırma sıcakları
an indian summer n. son güzel günler
an indian summer n. son iyi günler
an indian summer n. son mutlu günler
summer and winter v. uzun süre gözlemlemek
summer and winter v. uzun süre gözlemek
summer and winter v. birinin davranışlarını uzun süre denetlemek/gözlem altına almak
at the fag-end of the summer expr. yazın sonunda
at the fag-end of the summer expr. yazın son günlerinde
Speaking
we've been together whole summer expr. bütün yaz birlikteydik
we've been together all summer expr. bütün yaz birlikteydik
I went on vacation last summer expr. geçen yaz tatile gittim
where were you last summer? expr. geçen yaz neredeydin?
I grew a lot last summer expr. geçen yaz çok boy attım
my favorite season is summer expr. en sevdiğim mevsim yaz
this is summer in turkey expr. türkiye'de yaz şu an
we've been together whole summer expr. tüm yaz birlikteydik
we've been together all summer expr. tüm yaz birlikteydik
summer vacation lasts three months expr. yaz tatili üç ay sürer
summer is a long way off expr. yaza daha çok var
there are many festivals here in the summer expr. burada yazları birçok festival var
Trade/Economic
summer premium n. yaz primi
summer doldrums n. yazın düşme eğiliminde olacağına inanılan hisse senetleri
summer campaign n. yaz kampanyası
do summer internship v. yaz stajı yapmak
Politics
summer practice report n. staj defteri
summer practice report n. staj raporu
Tourism
summer house vacationist n. yazlıkçı
summer schedule n. yaz tarifesi
Technical
summer dike n. yaz şeddesi
summer air conditioning n. yaz klimatizasyonu
summer air conditioning n. yaz mevsimi klimatizasyonu
summer air conditioning n. yaz kliması
summer air conditioning n. yaz iklimlemesi
summer gasoline n. yaz benzini
summer draft n. yaz su çekimi
Computer
summer sidebar n. yaz kenar çubuğu
summer jobs n. yaz dönemi çalıştığı işler
summer web site n. yaz web sitesi
summer masthead n. yaz künyesi
Textile
summer cloth n. yazlık kumaş
summer dress n. yazlık kıyafet
Automotive
summer tire n. yaz lastiği
summer coolant n. yazlık soğutma sıvısı
Medical
russian spring summer encephalitis n. rusya bahar-yaz ensefalitisi
summer complaint n. yazın oluşan ishal
summer complaint n. yaz ishali
summer flu n. yaz gribi
summer grippe n. yaz gribi
Pathology
summer mastitis n. özellikle yaylak sığırlarında belirli aralıklarla görülen, birtakım iltihap oluşturan bakterilerden kaynaklanan ve ölümcül olabilen kronik ve ilerleyici bir mastitis
summer rash n. ısırgın
summer rash n. isilik
summer rash n. atlarda koşum takımı yüzünden oluşan iltihaplı pişik
summer rose n. bir kızamıkçık çeşidi
Veterinary
summer sores n. atlarda kaşıntılı lezyonlar oluşturan bir rahatsızlık
Food Engineering
summer sausage n. fermente sosis
summer sausage n. kuru sosis
Gastronomy
summer salad n. yaz salatası
summer vegetables n. yaz sebzeleri
summer vegetable stew n. yaz türlüsü
summer pudding [uk] n. meyveli yaz pudingi
Marine Biology
summer flounder (paralichthys dentatus) n. kuzey amerika'nın doğu kıyısına özgü bir pisi balığı
Astronomy
summer solstice n. yaz gündönümü
summer triangle n. yaz gecesi gökyüzünde görünen büyük bir üçgen asterizm
Zoology
summer duck n. ak gerdanlı kılkuyruk
summer duck n. beyaz yanaklı kılkuyruk
summer duck n. karolin ördeği
summer migrant n. yaz göçmeni
Botanic
summer hyacinth n. güney afrika'ya özgü çan şekilli beyaz çiçekli bitki
summer cohosh n. abd'nin doğusunda yetişen beyaz çiçekli dik çiçek salkımları olan bir bitki
summer snowflake n. gül soğanı hüzbesi
summer lilac n. kelebek çalısı
summer squash vine n. sakız kabağı
summer squash n. sakız kabağı
yellow summer squash n. sarı yaz kabağı
summer squash n. sakızkabağı
summer damask rose n. şam gülü
snow-in-summer n. yaz karı
summer cypress (kochia scoparia) n. ateştopu
summer cypress (bassia scoparia) n. ateştopu
snow–in–summer (cerastium tomentosum) n. fare kulağı
snow–in–summer (clematis viorna) n. abd'nin doğusunda yetişen ve morumsu çiçekleri olan hasat zamanı çiçek açan bir bitki
summer cypress n. yanan çalı
summer cypress n. yaz selvi
summer cypress n. avrasya'ya özgü, sonbaharda kızıl- mor renge bürünen çok dallı bir bitki
big summer grape n. yabani bir üzüm
summer sweet n. abd kıyılarına özgü baharat kokulu beyaz çiçeklerden oluşan salkımları olan bir çalı
summer haw n. abd'nin güneydoğusunda yetişen, kızıl meyveleri marmelat veya reçel yapımında kullanılan bir alıç
summer crookneck n. sarı kabak
summer rape n. tohumları kuş yemi olarak kullanılan bir avrupa kolzası
summer savoury n. aromatik ve çok amaçlı yaprakları olan narin bitki
summer-blooming adj. yazın açan
summer-blooming adj. yaz boyunca çiçek açan
summer-flowering adj. yazın açan
summer-flowering adj. yaz boyunca çiçek açan
Agriculture
summer-growing plants n. sıcak iklim bitkileri
summer range n. yaz merası
summer pruning n. yaz budaması
summer range n. yayla
summer fallow n. bir sonraki yılın mahsulüne hazırlık amacıyla yaz boyunca sık sık sürülen arazi
summer fallow n. yaz nadası uygulaması
summer-fallow v. yaz nadası uygulaması
Forestry
summer fruit tortrix moth n. yaprak yapıştıran
summer fruit tortrix n. yaprak yapıştıran
Education
summer vacation n. karne tatili
summer holiday n. karne tatili
summer break n. karne tatili
summer internship guide n. yaz stajı rehberi
summer institute n. yaz enstitüsü
Environment
net summer capability n. net yaz takatı
Geography
dst (double summer time) abrev. ikinci dünya savaşı sırasında britanya'da saatleri standart saatin iki saat ilerisine alarak uygulanan yaz saati
Meteorology
indian summer n. hindistan yazı
dry summer n. kurak yaz
dry summer n. kuru geçen yaz
average summer temperature n. ortalama yaz sıcaklığı
st martin's summer n. pastırma yazı
all-hallown summer n. pastırma yazı
st luke's summer n. pastırma yazı
st luke's summer n. st luke yazı
st martin's summer n. st martin yazı
summer monsoon n. yaz musonu
summer colt n. yer yüzeyine yakın ısıtılmış havanın bulunduğu hal
Sport
association of summer olympic international federations (asoif) n. yaz olimpiyatları uluslararası federasyonlar birliği
Theatre
summer theatre n. yaz aylarında şehir dışında kurulan tiyatro
summer stock n. yaz aylarında şehir dışında kurulan tiyatro
summer stock [uk] n. yaz sezonunda sergilenen oyunlar
summer theater n. yaz tiyatrosu
summer theater n. yaz sezonunda sergilenen oyunlar
Cinema
sweet summer child n. (ilk olarak game of thrones'da söylenmiş) kış mevsiminin zorluklarını bilmeyen kimse
Ornithology
summer yellowlegs (totanus flavipes or tringa flavipes) n. küçük sarıbacak
summer redbird n. erkeği pembemsi kırmızı ve dişisi sarı olan, orta ve güney abd'ye özgü bir kuş
summer tanager n. erkeği pembemsi kırmızı ve dişisi sarı olan, orta ve güney abd'ye özgü bir kuş
summer bird n. boyunçeviren
summer coot n. mor renkli amerikan su tavuğu
summer sheldrake n. başlıklı ördek
summer snipe n. dere düdükçünü
summer teal n. mavi kanatlı çamurcun
summer teal [dialect] [uk] n. çıkrıkçın
summer yellowbird n. sarı ötleğen
Modern Slang
aid summer n. dünyanın dört bir yanından gelen gençlerin sosyal olarak dezavantajlı tayvanlı çocuklara ingilizce öğrettiği yaz programı
Star Wars
summer capital n. yaz başkenti