low - Turkish English Dictionary

low

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "low" in Turkish English Dictionary : 122 result(s)

English Turkish
Common Usage
low adj. alçak
This desk is a little too low for you, isn't it?
Bu masa senin için biraz alçak, değil mi?

More Sentences
low adj. düşük
This low growth rate must be seen in the light of the limited use of appropriations for payments in preceding years.
Bu düşük büyüme oranı, önceki yıllarda ödemeler için ödeneklerin sınırlı kullanımı ışığında görülmelidir.

More Sentences
low adj. az
This third device appears to have produced a lower diversity of organic molecules.
Bu üçüncü araç daha az çeşitlilikte organik molekül üretmiş gibi görünüyor.

More Sentences
General
low adj. aşağılık
Killing people while they pray is the lowest thing imaginable.
İnsanları ibadet ederken katletmek akla gelebilecek en aşağılık şey.

More Sentences
low adj. alt
For most, it comes very low down on their list of priorities.
Çoğu için bu, öncelikler listesinde çok alt sıralarda yer alır.

More Sentences
low adj. bodur
Lots of low trees grow on the hill.
Tepede çok sayıda bodur ağaç yetişiyor.

More Sentences
low adj. zayıf
Battery is low!
Batarya zayıf.

More Sentences
low adv. ucuza
I would never have guessed that you could buy butter for such a low price.
Bu kadar ucuza tereyağı alabileceğinizi hiç tahmin etmezdim.

More Sentences
low adv. aşağıda
Keep your head low.
Başını aşağıda tut.

More Sentences
Trade/Economic
low adj. düşük
This low growth rate must be seen in the light of the limited use of appropriations for payments in preceding years.
Bu düşük büyüme oranı, önceki yıllarda ödemeler için ödeneklerin sınırlı kullanımı ışığında görülmelidir.

More Sentences
Technical
low adj. alçak
This desk is a little too low for you, isn't it?
Bu masa senin için biraz alçak, değil mi?

More Sentences
Meteorology
low adj. alçak
This desk is a little too low for you, isn't it?
Bu masa senin için biraz alçak, değil mi?

More Sentences
Common Usage
low n. alçak
General
low n. böğürme
low v. böğürmek
low v. yıkmak
low v. böğürmek (inek/öküz)
low v. (inek) böğürmek
low v. böğürerek ifade etmek
low v. bağırmak
low v. möö'lemek
low adj. düşük (fiyat/sıcaklık)
low adj. ingin
low adj. kısa boylu
low adj. basık
low adj. rezil
low adj. süfli
low adj. üzgün
low adj. boysuz
low adj. şahsiyetsiz
low adj. sıkıntılı
low adj. güçsüz
low adj. baygın
low adj. neşesiz
low adj. pest
low adj. karamsar
low adj. hor
low adj. medeniyetsiz
low adj. yavaş
low adj. alçakgönüllü
low adj. alçaktaki
low adj. geri
low adj. alçak (ses)
low adj. kısa
low adj. adi
low adj. hakir
low adj. mütevazı
low adj. çok düşük
low adj. dibe vurmuş/mutsuz
low adj. ucuz
low adj. kuvvetsiz
low adj. dekolteli
low adj. düşük kesimli
low adj. yakası açık
low adj. alt kültürde olan
low adj. düşük statüde olan
low adj. daha kötü durumda olan
low adj. oldukça düşük
low adj. mümkün olan en düşük seviyede
low adj. yerin dibinde
low adj. kısık
low adv. alçak sesle
low adv. alçaktan
low adv. aşağıya
low adv. düşük seviyeli bir şekilde
low adv. düşük seviyeye doğru
low adv. mütevazı bir şekilde
low adv. gösterişsiz bir şekilde
low adv. naçizane
low adv. indirgenmiş bir şekilde
low adv. düşürülmüş bir şekilde
low adv. alçaltıcı bir şekilde
low adv. küçük düşürücü bir şekilde
low adv. aşağılık bir şekilde
Speaking
low n. zorluk
Trade/Economic
low n. en düşük değer
low adj. beş parasız
low adj. parasız
low adj. meteliksiz
low adj. dar bütçeli
low adv. ucuz bir şekilde
low adv. ucuza gelerek
low adv. ucuza kapatarak
low adv. düşük fiyata gelerek
Electric
low n. düşük voltaj
low n. alçak gerilim
Automotive
low n. birinci vites
low n. düşük vites sürüş modu
Biology
low adj. gelişmemiş
low adj. basit kalmış
Astronomy
low adv. ekvator yakınlarında ilerleyerek
low adv. ufkun yanında ilerleyerek
low adv. ufuk hizasında ilerleyerek
low adv. ekvator hizasında ilerleyerek
Linguistics
low adj. (sesli harf) kalın
low adj. (sesli harf) alçak
low adj. (sesli harf) oral kavitenin alt bölümüne yakın seviyede üretilen
low adj. (sesli harf) dil aşağıda iken üretilen
Religious
low adj. low church ile ilgili
low adj. alt kilise ile ilgili
low adj. anglikan kilisesi tarafı ile ilgili
low adj. anglikan kilisesi alt kanadına ait
Meteorology
low n. alçak basınç merkezi
low n. alçak atmosferik basınç bölgesi
Sport
low adj. (top) alçak atılan
low adj. (top) düşük
low adj. (top) vurucunun dizinin alt seviyesinde süzülen
Card
low n. en düşük koz
low n. en değersiz koz
low n. değersiz ikili
Music
low n. pes
low adj. kalın
low adv. pes olarak
Archaic
low n. tepecik
low n. tümsek
low n. mezar tepeciği
low n. höyük
low adv. geç bir şekilde
low adv. geç kalarak
Slang
low n. ucuz ödeme
low n. düşük maliyet
low n. avantajlı ödeme

Meanings of "low" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
in low spirits adj. keyifsiz
She is in low spirits today.
O, bugün keyifsiz.

More Sentences
General
low voice n. alçak ses
Please speak in a low voice.
Lütfen alçak sesle konuşun.

More Sentences
low temperature n. düşük sıcaklık
Low temperatures turn water into ice.
Düşük sıcaklıklar suyu buza dönüştürür.

More Sentences
low pressure area n. alçak basınç alanı
A low pressure area covers all of Scandinavia with alternating wind and rain.
Alçak basınç alanı tüm İskandinavya'yı rüzgar ve yağmurla kaplıyor.

More Sentences
low blood pressure n. düşük tansiyon
I have low blood pressure.
Düşük tansiyonum var.

More Sentences
low income n. düşük gelir
The worst case scenario is that smokers on low incomes will change to cheaper, that is, more harmful cigarettes.
En kötü senaryo, düşük gelirli sigara içicilerinin daha ucuz, yani daha zararlı sigaralara geçmesidir.

More Sentences
low interest loan n. düşük faizli kredi
Allow Member States to offer low interest loans and tax incentives to support SMEs.
Üye Devletlerin KOBİ'leri desteklemek için düşük faizli krediler ve vergi teşvikleri sunmalarına izin verin.

More Sentences
low-cut dress n. dekolte
Mary was wearing a low-cut dress.
Mary dekolte bir elbise giyiyordu.

More Sentences
low-income family n. düşük gelirli aile
We must also push economic and social policies to raise the purchasing power of low-income families.
Ayrıca düşük gelirli ailelerin satın alma gücünü arttırmak için ekonomik ve sosyal politikaları zorlamalıyız.

More Sentences
low-fat milk n. az yağlı süt
Low-fat milk for me.
Benim için az yağlı süt.

More Sentences
low temperatures n. düşük sıcaklıklar
Ocean water freezes just like freshwater, but at lower temperatures.
Okyanus suyu tıpkı tatlı su gibi donar, ancak daha düşük sıcaklıklarda.

More Sentences
fly low v. alçaktan uçmak
The sea gulls are flying low.
Martılar alçaktan uçuyor.

More Sentences
run low v. azalmak
The supply of Cardhu single malt has run low.
Cardhu maltının arzı azaldı.

More Sentences
lie low v. ortalıkta görünmemek
You’d better lie low for a few weeks.
Birkaç hafta ortalıkta görünmesen iyi olur.

More Sentences
lie low v. saklanmak
I think you'd better lie low until she forgives you.
Sanırım o seni affedinceye kadar saklansan iyi olur.

More Sentences
fly too low v. çok alçaktan uçmak
That plane is flying too low.
O uçak çok alçaktan uçuyor.

More Sentences
remain low v. düşük kalmak
The overall cost of climate policy to the EU would also remain low as a consequence.
Sonuç olarak iklim politikasının AB'ye toplam maliyeti de düşük kalacaktır.

More Sentences
low-cost adj. düşük maliyetli
These are poor countries that think that they can make money as low-cost competitors in the European market.
Bunlar, Avrupa pazarında düşük maliyetli rakipler olarak para kazanabileceklerini düşünen fakir ülkelerdir.

More Sentences
low-level adj. düşük düzeyli
We must not, however, forget to enter into low-level political relations with Belarus.
Bununla birlikte, Belarus ile düşük düzeyli siyasi ilişkilere girmeyi de unutmamalıyız.

More Sentences
low-fat adj. az yağlı
Tom is on a low-fat, high-protein diet.
Tom az yağlı, yüksek proteinli bir diyet uyguluyor.

More Sentences
low-paid adj. düşük ücretli
We still see child labour, serious union repression and predominantly low-paid women.
Hala çocuk işçiliği, ciddi sendikal baskılar ve ağırlıklı olarak düşük ücretli kadınlar görüyoruz.

More Sentences
low-budget adj. düşük bütçeli
The Commission has already established an exception for difficult low-budget films.
Komisyon halihazırda düşük bütçeli zor filmler için bir istisna oluşturmuştur.

More Sentences
Common Usage
in low spirits adj. keyfi yerinde değil
General
low water mark n. alçak su seviyesi
low class n. alt sınıf
low spiritedness n. üzgünlük
the low countries n. belçika ve lüksemburg
low altitude bombing n. alçak bombardıman
low red heat n. düşük kızıl sıcaklık
low section tyre n. alçak profilli lastik
low comedy n. kaba komedi
low compression n. alçak kompresyon
low heat cement n. düşük ısılı çimento
low relief n. hafif kabartma
low resistance n. dirençsizlik
low flammability n. düşük dereceli yanabilirlik
low level file store n. alt düzeyde dosya depolama
the low countries n. hollanda
low wing plane n. alçak kanatlı uçak
low tide n. deniz alçalması
low frequency stage n. alçak frekans katı
low voltage cable n. alçak gerilim kablosu
low altitude n. alçak irtifa
low countries n. çukureller
low tide n. cezir zamanı
low pressure steam heating n. alçak basınçlı buharla ısıtma
high and low n. zengin fakir
low tide n. cezir hareketi
low water n. denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum
low income group n. alt gelir grubu
low countries n. belçika, lüksemburg ve hollanda'yı kapsayan coğrafi bölge
low water n. çekik su
low cloud n. alçak bulut
low frequency direction finder n. alçak frekans yön bulucusu
low hurdles n. alçak engel
low temperature bath n. düşük sıcaklık banyosu
low dose n. düşük doz
low platform trailer n. alçak platformlu römork
low speed engine n. ağır devirli motor
low temperature n. düşük ısı
low set n. alçak set
low pressure steam n. alçak basınçlı buhar
low priority program n. düşük öncelikli program
low alloy n. düşük alaşımlı
low speed flight n. alçak hızla uçuş
low coast n. alçak kıyı
low pressure trough n. alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası
low frequency n. alçak frekans
low pass filter n. alçak geçirgen filtre
low carbon martensite n. düşük karbonlu martensit
low alloy steel n. düşük alaşımlı çelik
low velocity scanning n. alçak hızla tarama
logic low n. 0 bit
low voltage rectifier n. alçak gerilim redresörü
low grade n. alt tabaka
low literature n. aşağı edebiyat
low ego n. moral bozukluğu
low thinning n. alçak aralama
low latitudes n. ekvator üstünde veya yakınındaki bölgeler için kullanılan ingilizce ifade
low pressure cylinder n. alçak basınç silindiri
low pass n. alçak frekans geçirimi
low order burst n. yavaş paralanma
low loss line n. düşük kayıplı hat
low core n. alçak çekirdek
low water n. çekik deniz
low status n. düşük statü
low resolution graphic n. düşük çözünürlüklü grafik
low seedbed n. alçak ekim yastığı
low frequency impedance corrector n. alçak frekans empedans düzelticisi
low level flight n. alçaktan uçuş
low frequency amplification n. alçak frekans amplifikasyonu
low voltage lamp n. alçak voltajlı lamba
low level flight n. alt sınıf uçuşu
low voltage integrated circuits n. düşük voltajlı entegre devreler
low flammability n. düşük dereceli tutuşabilirlik
low explosive n. zayıf patlayıcı
charging low prices n. ucuzcu
low spirits n. neşesizlik
low tide n. cezir hali
low hurdles n. alçak engelli 200 metrelik koşu
low flying n. alçak uçuş
low order detonation n. alçak detonasyon
low altitude flight n. alçak uçuş
low cost housing n. düşük maliyetli konut
low fidelity n. düşük sadakat
low pressure tyre n. alçak basınçlı lastik
low tide n. cezir
low life n. yoksulluk
low tide n. inik deniz
low wages policy n. düşük ücret politikası
low water n. çekilme
low power n. alçak güç
low tide n. denizin alçalması
low salt diet n. tuzsuz diyet
low protein diet n. proteinden fakir diyet
low idle n. alçak rölanti
low mileage n. az kilometreli
low order n. alçak konum
low season n. bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem
low strength steel n. düşük mukavemetli çelik
high and low n. herkes
low-brow n. kültürsüz
low boot n. kısa çizme
low-heeled shoes n. kısa topuklu ayakkabı
low voltage n. alçak voltaj
low level n. alt kademe
low price n. ucuz fiyat
low voltage directive n. alçak gerilim yönergesi
low point n. düşük puan
low maintenance n. az bakım (gerektiren)
low maintenance n. az bakım
low value n. düşük değer
low altitude n. düşük rakım
low altitude n. alçak rakım
low-class cabaret n. baloz
low-pressure n. alçak basınç
low-water mark n. alçak su seviyesi işareti
low-level radioactive waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-dimensional topology n. düşük boyutlu topoloji
low-incomer n. dar gelirli kimse
low-down n. gerçek
low-cut dress n. dekolte elbise
low-water mark n. bir şeyin en alçak noktası
low-down n. içyüzü
low-mileage n. düşük kilometre
low-end goods n. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
low-necked dress n. dekolte elbise
low-incomers n. dar gelirliler
low-noise workplace n. düşük gürültü seviyeli iş yeri
low-level waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-paid job n. düşük maaşlı iş
low-angle shot n. kontrplonje
low-income families n. dar gelirli aileler
low consumption n. az tüketim
low consumption n. düşük tüketim
someone with a low level of education n. eğitim düzeyi düşük (kimse)
low-spiritedness n. moralsizlik
low income n. dar gelir
a beacon of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
a touch of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
bridge of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
carpet at low price n. düşük fiyata halı
low temperature n. alçak ısı derecesi
low temperature n. alçak ısı
low possibility n. düşük ihtimal
low-cut dress n. derin dekolteli elbise
low cut pants n. düşük belli pantolon
low probability n. düşük ihtimal
low chance n. düşük ihtimal
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
low morale n. düşük moral
low morale n. zayıf moral
low-pitched sound n. pes ses
very low-fat diet n. çok az yağlı diet
low socio-economical status n. düşük sosyoekonomik durum
low rate ticket n. indirimli bilet
a low-cut shoe n. bileksiz ayakkabı
low score n. düşük skor
low life n. toplumun alt kesimindeki yaşam
a low-key ceremony n. sade bir tören
low fidelity n. standarttan daha düşük ses kalitesine sahip ses/müzik
all time low n. en düşük seviye
low protein diet n. düşük proteinli diyet
low-stress job n. az stresli iş
families with low income n. dar gelirli aileler
low-regret measures n. ikinci derece tedbirler
low cut cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low-maintenance landscape n. az bakım isteyen peyzaj
low calorie ice cream n. düşük kalorili dondurma
low rise n. düşük bel
low-cut back dress n. sırt dekolteli elbise
low-cut back dress n. sırt dekoltesi olan elbise
low mood n. moralsizlik
low mood n. keyifsizlik
low mood n. düşük mod
low spirits n. keyifsizlik
low spirits n. moral bozukluğu
low-mindedness n. kötü niyetlilik
low-mindedness n. kötü fikirlilik
low-mindedness n. kötü kalplilik
low-mindedness n. kötülük
low-mindedness n. fesatlık
low [scotland] n. alev
low [scotland] n. ateş
low [scotland] n. kor
low [scotland] n. parlama
low blow n. ahlaka aykırı saldırı
low blow n. etik dışı saldırı
low blow n. hakaret
low blow n. aşağılama
low road n. kısa yol
low road n. hileli yol
low road n. ahlak dışı davranış
low road n. kötü yol
low technology n. düşük teknoloji
low technology n. üst düzey sistem veya cihazlar içermeyen teknoloji
low-key n. kontrollü durum
low-key n. sakin durum
low-tech n. basit teknoloji
low-tech n. fazla donanımlı olmayan ekipmanların kullanıldığı teknoloji
low iq n. düşük iq
down low n. gizlilik
down low n. ketumluk
down low n. sır tutma
down low n. ağız sıkılığı
low point n. dibe vurma anı
lay low v. indirmek
sink low v. çok düşmek (fiyat)
be in low spirits v. keyifsiz olmak
lie low v. göze batmamaya çalışmak
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
be low in v. miktarı az olmak
feel low v. morali bozuk olmak
lay low v. yere sermek
lay low v. yatırmak
lie low v. gizlenmek
lay low v. yatağa düşürmek
sink low v. çok alçalmak (güneş/ay)
have a low opinion of v. önemsememek
lay low v. mahvetmek
be at a low ebb v. çok azalmış olmak
be at a low ebb v. morali bozuk olmak
lay somebody low v. yere sermek
search high and low (for) v. fellik fellik aramak
have low regard for someone (or something) v. metelik vermemek
keep something low (price/quality/pressure) v. düşük tutmak
get low mark v. düşük not almak
be low v. düşük olmak
play it low down v. kaale almamak
get low mark v. kırık not almak
get low mark v. zayıf not almak
keep a low profile v. dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile v. dikkat çekmekten sakınmak
get the low-down on him v. onun hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
lay low an empire v. bir imparatorluğu yıkmak
have low self esteem v. kendine güveni az olmak
be in low spirits v. keyifsiz hissetmek
suffer from low back pain v. bel ağrısı çekmek
begin to drop into the low 20s v. sıcaklık 20 derecelere (22-23) düşmeye başlamak
wear low-cut v. dekolte giymek
wear low-cut v. dekolte giyinmek
show low water absorption and translucency properties v. düşük su emme ve ışık geçirgenliği özelliği göstermek
be at an all-time low v. en düşük seviyesinde olmak
keep the cost low v. maliyeti düşük tutmak
keep costs low v. maliyeti düşük tutmak
lay low v. (mec.) geriye çekilmek
swoop low v. pike yapmak
reach a low point v. düşük seviyeye ulaşmak
get a low salary v. düşük maaşla çalışmak
get a low salary v. düşük maaş almak
get a low salary v. az maaş almak
get a low salary v. düşük maaşla çalışmak
get a low salary v. düşük maaş almak
low [scotland] v. tutuşmak
low [scotland] v. alevlenmek
low [scotland] v. parlamak
low [obsolete] v. alçaltmak
low [obsolete] v. azaltmak
low [obsolete] v. indirmek
low-key v. az kontrast oluşturmak
low-key v. sadeleştirmek
low-key v. ölçülü hale getirmek
low speed adj. alçak hızlı
laid low adj. alçak koyulmuş
low power adj. düşük kuvvetli
low loss adj. az kayıplı
low camp adj. bayağı
rather low adj. alçakça
low class adj. bayağı
at a low ebb adj. müşkül durumda
low risk adj. düşük riskli
low pitched adj. ahenkli
having low resistance adj. dirençsiz
low pressure adj. düşük basınçlı
low skilled adj. düşük vasıflı
low density adj. yoğunluğu az
low spirited adj. üzgün
of low degrees adj. avam tabakadan
in low spirits adj. neşesiz
low level adj. düşük düzeyli
low pass adj. alçak geçişli
low ceilinged adj. alçak tavanlı
low pitched adj. pes
low rise adj. alçak sesli
at a low ebb adj. çok kötü halde
low class adj. adi
low brow adj. düşük kültürlü
low brow adj. seviyesiz
low brow adj. cahil
low brow adj. düşük kalite sanat eserleri satan
low brow adj. kalitesiz
very low adj. alçacık
at a low ebb adj. çok kötü durumda
low pressure adj. alçak basınçlı
very low adj. çok alçak
extremely low adj. aşırı düşük
low floored adj. alçak zeminli
low floor adj. alçak zeminli
low ground adj. alçak zeminli
low-neck adj. dekolte
low-order adj. düşük değerli
low-spirited adj. neşesiz
low-down adj. alçak
low-key adj. ılımlı
low-odor adj. kokusu hafif
low-cut adj. dekolte
low-heat adj. düşük ısılı
low-rise adj. asansörsüz ve alçak (bina)
low-quality adj. düzeysiz
low side-stream adj. az dumanlı
low-key adj. şatafatsız
low-energy adj. enerji tasarruflu
low-pitched adj. pes
low-key adj. sade
low-down adj. rezil
low-key adj. gösterişten uzak
low-necked adj. dekolte
low-key adj. uyumlu
low-tolerant adj. düşük toleranslı
low-speed adj. düşük devirli
low-down adj. aşağılık
low-heeled adj. topuksuz
low-priced adj. düşük maliyetli
low-spirited adj. morali bozuk
low-foaming adj. köpüğü ayarlı
low-pressure adj. alçak basınçlı
low-lying adj. ingin
low-spirited adj. keyifsiz
low-down adj. ahlaksız
low-spirited adj. üzgün
low-minded adj. fesat
low-spirited adj. tasalı
low-level adj. düşük seviyeli
low-power adj. düşük güçlü
low-spirited adj. kederli
low-key adj. sönük
very-low adj. çok alçak
low-frictional adj. az sürtünmeli
low-pitched adj. (ses) pes
low-mileage adj. az kilometreli
low-mileage adj. düşük kilometreli
low-pitched adj. alçak tavanlı
low-pitched adj. az eğimli
low-cost adj. her keseye uygun
low-priced adj. her keseye uygun
as low as adj. kadar alçak
as low as adj. kadar düşük
as low as adj. kadar az
low-heeled adj. az topuklu
low-heeled adj. düşük topuklu
low-sudsing adj. az köpüren (deterjan)
low-to-mid adj. düşük-orta
low-tech adj. düşük teknoloji
low-foam adj. az köpüklü
low-foaming adj. az köpüren
low-cost adj. uygun fiyatlı
low-priced adj. uygun fiyatlı
low-slung adj. yere yakın
low-slung adj. alçak
low mileage adj. düşük kilometre
low mileage adj. düşük kilometrede
low mileage adj. düşük kilometreli
low lying adj. düşük rakımlı
laid low adj. (hastalık yüzünden) elden ayaktan düşmüş
laid low adj. yataklara düşmüş
laid low adj. yatak döşek olmuş
low-calorie adj. kalorisi az
low-calorie adj. kalorisi düşük
low-cut adj. göğüs dekolteli
low-minded adj. kötü niyetli
low-minded adj. kötü fikirli
low-minded adj. kötü kalplilik
low-paid adj. düşük maaşlı
low-paid adj. düşük gelirli
low-pressure adj. düşük basınçlı
low-pressure adj. zorlamayan
low-pressure adj. baskı yapmayan
low-profile adj. dikkat çekmeyen
low-profile adj. göze batmayan
low-profile adj. düşük profilli
high-low adj. önü arkasından daha kısa (etek)
low-backed adj. belli
low-backed adj. beli olan
low-backed adj. düşük sırtlı
low-budget adj. sınırlı bütçeye dayalı
low-budget adj. belirli bir bütçede gerçekleştirilen
low-cut adj. (ayakkabı) bileksiz
low-cut adj. (ayakkabı) bileği açıkta bırakan
low-cut adj. (ayakkabı) düşük bilekli
low-down adj. depresif
low-down adj. bıkkın
low-down adj. sıkkın
low-down adj. adaletsiz
low-down adj. haksız
low-down adj. yanlı
low-down adj. utanç verici
low-down adj. gerçek bilgi
low-down adj. salt bilgi
low-down adj. haber
low-grade adj. düşük kaliteli
low-grade adj. alt sınıfa ait
low-grade adj. bayağı
low-grade adj. adi
low-grade adj. düşük ölçekli
low-grade adj. sınır dereceli
low-grade adj. sınır ölçeğinde
low-key adj. yoğunluğu az olan
low-key adj. (stil veya nitelik) ölçülü
low-key adj. (stil veya nitelik) belirli bir ölçüde
low-key adj. dingin
low-level adj. alçak irtifada
low-level adj. alçak irtifa
low-level adj. önemsiz
low-level adj. değersiz
low-level adj. kıymetsiz
low-level adj. yoğun olmayan
low-life adj. avam hayata ait
low-life adj. avam hayat ile ilgili
low-life adj. sefil hayat ile ilgili
low-life adj. alt tabakaya ait
low-life adj. alt tabaka ile ilgili
low-lived adj. adi
low-lived adj. düşük
low-lived adj. varoş
low-lived adj. kaba
low-lived adj. namussuz
low-lived adj. güvenilmez
low-lived adj. alçak
low-pitched adj. düşük yoğunluklu
low-pitched adj. az yoğunlukta olan
low-pitched adj. hafif
low-polluting adj. az kirleten
low-polluting adj. çevreye duyarlı
low-polluting adj. çevre dostu
low-powered adj. düşük güçlü
low-powered adj. düşük kapasiteli
low-pressure adj. hareketli olmayan
low-pressure adj. faal olmayan
low-pressure adj. enerjik olmayan
low-pressure adj. güç uygulamayan
low-pressure adj. kuvvet uygulamayan
low-pressure adj. dolaylı
low-pressure adj. üzerine düşmeden ikna eden
low-pressure adj. kurnazca
low-pressure adj. zekice
low-pressure adj. yormayan
low-pressure adj. yoğun olmayan
low-pressure adj. kayıtsız
low-pressure adj. sakin
low-ranking adj. düşük rütbeli
low-ranking adj. alt tabakada bulunan
low-ranking adj. alt seviyede yer alan
low-rent adj. düşük rütbeli
low-rent adj. alt tabakada bulunan
low-rent adj. alt seviyede yer alan
low-rent adj. ahlaksız
low-rent adj. erdemsiz
low-rent adj. zevksiz
low-rent adj. ince zevki olmayan
low-rent adj. düşük kiralı
low-rent adj. (mahalle, semt) düşük gelirlilere uygun
low-set adj. ortalamanın altında
low-set adj. alçak
low-set adj. düşük
low-set adj. kısa ve kalın
low-set adj. küt
low-set adj. güdük
low-thoughted adj. sığ düşünceli
low-thoughted adj. sığ fikirli
low-toned adj. düşük hacimli
low-toned adj. düşük volümlü
low-toned adj. hacmi düşük
low-mass adj. düşük kütleli
low-effort adj. çaba gerektirmeyen
low-poly adj. düşük poligonlu
low-effort adj. efor gerektirmeyen
low-key adj. hafiften
low-key adj. ufaktan