threat - Turco Inglés Diccionario

threat

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "threat" en diccionario turco inglés : 13 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
threat n. tehdit
The threat of drought is slowly gripping the country.
Kuraklık tehdidi yavaş yavaş ülkeyi sarıyor.

More Sentences
General
threat n. tehdit
The demise of bees poses a threat to nature.
Arıların ölümü doğa açısından bir tehdit oluşturuyor.

More Sentences
threat n. tehlike
Today, our people, our distinct rich cultural heritage and our national identity are facing the threat of extinction.
Bugün halkımız, farklı ve zengin kültürel mirasımız ve ulusal kimliğimiz yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

More Sentences
Law
threat n. tehdit
The threat of hackers emphasizes the importance of cybersecurity.
Sanal korsanlık tehdidi siber güvenliğin önemine vurgu yapıyor.

More Sentences
Military
threat n. tehdit
There is a great threat to their fundamental rights.
Temel haklarına yönelik büyük bir tehdit var.

More Sentences
General
threat n. korku
threat n. korkutma
threat n. gözdağı
threat n. adak
threat n. tehlike işareti
threat v. tehdit etmek
Law
threat n. korkutma
Automotive
threat adj. dış

Significados de "threat" con otros términos en diccionario inglés turco: 164 resultado(s)

Inglés Turco
General
death threat n. ölüm tehdidi
We do not give in to death threats.
Ölüm tehditlerine boyun eğmeyiz.

More Sentences
threat of war n. savaş tehdidi
We must solve this as good friends and not with something like a threat of war.
Bunu savaş tehdidi gibi bir şeyle değil, iyi dostlar olarak çözmeliyiz.

More Sentences
physical threat n. fiziksel tehdit
Physical threats cause damage to computer systems hardware and infrastructure.
Fiziksel tehditler bilgisayar sistemlerinin donanım ve altyapısına zarar verir.

More Sentences
external threat n. dış tehdit
Algeria has both internal and external threats.
Cezayir'in hem iç hem de dış tehditleri vardır.

More Sentences
bomb threat n. bomba tehdidi
The school closed due to a bomb threat.
Bomba tehdidi yüzünden okul kapandı.

More Sentences
present a threat v. tehdit oluşturmak
Terrorism presents a threat from all states across the world, irrespective of religion.
Terörizm, din ayrımı gözetmeksizin dünya genelindeki tüm devletler için bir tehdit oluşturmaktadır.

More Sentences
pose a threat v. tehdit teşkil etmek
The separatists pose a threat to our national unity.
Bölücüler millî birliğimiz için bir tehdit teşkil ediyor.

More Sentences
Politics
terrorist threat n. terör tehdidi
The terrorist threat is a test for European integration.
Terör tehdidi Avrupa entegrasyonu için bir sınavdır.

More Sentences
pose a threat v. tehdit oluşturmak
This will pose a threat to the whole world.
Bu tüm dünya için bir tehdit oluşturacaktır.

More Sentences
Computer
physical threat n. fiziksel tehdit
Physical threats cause damage to computer systems hardware and infrastructure.
Fiziksel tehditler bilgisayar sistemlerinin donanımına ve altyapısına zarar verir.

More Sentences
Informatics
physical threat n. fiziksel tehdit
Physical threats cause damage to computer systems hardware and infrastructure.
Fiziksel tehditler bilgisayar sistemlerinin donanımı ve altyapısına zarar verir.

More Sentences
security threat n. güvenlik tehdidi
These attacks on innocent civilians remind us all of the grave security threat that terrorism poses.
Masum sivillere yönelik bu saldırılar hepimize terörizmin yarattığı ciddi güvenlik tehdidini hatırlatmaktadır.

More Sentences
Aeronautic
bomb threat n. bomba tehdidi
The school closed due to a bomb threat.
Okul bir bomba tehdidi nedeniyle kapatıldı.

More Sentences
General
significant threat n. belli başlı tehdit
threat risk n. tehdit unsuru
life threat n. hayati risk
immediate threat n. mevcut tehdit
immediate threat n. mevcut tehlike
letter of threat n. tehdit mektubu
threat letter n. tehdit mektubu
immediate threat n. bir anda ortaya çıkan tehdit
war threat n. savaş tehdidi
pose a threat to the environment n. çevre için bir tehdit olmak
life threat n. yaşam tehdidi
a threat to the country n. ülkeye tehdit
symbolic threat n. sembolik tehdit
the final threat n. son tehdit
thinly-veiled threat n. açık tehdit
threat-detection system n. tehdit tespit sistemi
clear threat n. açık tehdit
hybrid threat n. hibrit tehdit
perceived threat n. algılanan tehdit
triple threat n. üç farklı alanda uzman kimse
triple threat n. aynı alanda üç farklı beceriye sahip uzman
health threat n. sağlık tehdidi
existential threat n. varoluşsal tehlike
existential threat n. varoluşsal tehdit
become a threat v. tehdit eder hale gelmek
turn to a threat v. tehdit eder hale gelmek
receive death threat v. ölüm tehditi almak
receive death threat v. ölüm tehdidi almak
make a death threat against v. ölüm tehdinde bulunmak
obtain sexual intercourse by threat v. silah tehdidiyle cinsel ilişkiye girmek
make a death threat against (someone) v. ölüm tehdidinde bulunmak
be a threat v. tehdit teşkil etmek
become a threat v. tehdit oluşturmak
be a threat v. tehdit oluşturmak
become a threat v. tehdit teşkil etmek
perceive something as a threat v. tehdit olarak görmek
see something as a threat v. tehdit olarak görmek
consider something as a threat v. tehdit olarak görmek
regard something as a threat v. tehdit olarak görmek
utter threat v. tehdit savurmak
make threat v. tehdit savurmak
view something as a threat v. tehdit olarak görmek
pose a threat v. tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak
be under threat v. tehdit altında olmak
be under the threat of v. -in tehlikesi altında kalmak
pose a threat to the environment v. çevreyi tehdit etmek
make a threat v. tehditte bulunmak
give one's testimony under the threat of being jailed v. ifadesini hapse atılma tehdidiyle vermek
cease to be a threat v. tehdit olmaktan çıkmak
live under the threat of bankruptcy v. iflas tehdidi altında yaşamak
be under the threat of extinction v. (soyu/soyları) tükenme tehdidi altında olmak
be under the threat of extinction v. (soyları/soyu) yok olma tehdidi altında olmak
present a threat v. tehdit etmek
present a threat v. tehdit sunmak
triple-threat adj. üç farklı faaliyet alanında uzman olan
triple-threat adj. aynı etkinliğin üç farklı aşamasında uzman olan
Proverb
never make a threat you cannot carry out asla yerine getiremeyeceğin bir tehdit savurma
Colloquial
is that a threat or a promise? expr. iyi bir şey mi söylüyorsun kötü bir şey mi söylüyorsun?
is that a threat or a promise? expr. bu bir tehdit mi yoksa bir vaat mi?
is that a threat or a promise? expr. tehdit mi yoksa vaat mi ediyorsun?
don't make a threat you cannot carry out expr. yerine getiremeyeceğin bir tehdit savurma
don't make a threat you cannot carry out expr. yapamayacağın bir şeyle tehdit etme
Idioms
give something under (the) threat of something v. bir şeyi bir şey tehdidi altında vermek
give something under (the) threat of something v. bir şeyi bir şey baskısı altında vermek
give something under (the) threat of something v. bir şeyi bir şey korkusuyla vermek
give under threat of v. tehdit altında vermek
give under threat of v. baskı altında vermek
give under threat of v. baskıyla/tehditle vermek
give under threat of v. bir şey korkusuyla vermek
Speaking
how could they possibly think he's a threat? expr. onun bir tehdit olduğunu nasıl düşünürler?
Trade/Economic
walkout threat n. grev tehdidi
threat effect n. tehdit etkisi
threat and opportunity n. tehdit ve fırsat
Law
idle threat n. boş tehdit
offense of threat n. tehdit suçu
by threat n. tehditle
familiarity threat n. yakınlık tehdidi
Politics
asymmetric threat n. asimetrik tehdit
global threat n. global tehdit
air to air threat n. havadan havaya tehdit
global threat n. küresel tehdit
the threat of deportation n. sınırdışı edilme tehdidi
the threat of deportation n. sürgün tehdidi
threat environment n. tehdit ortamı
threat perception n. tehdit algılaması
Technical
passive threat n. edilgen tehdit
passive threat n. edilgen pasif tehdit
abandonment threat n. terk tehdidi
threat and risk assessment n. tehdit ve risk değerlendirme
threat monitoring n. tehdit gözetleme
threat agent n. tehdit etkeni
Computer
active threat n. aktif tehdit
passive threat n. edilgen tehdit
active threat n. etkin tehdit
passive threat n. pasif tehdit
threat monitoring n. tehdit gözetleme
threat agent n. tehdit etkeni
unified threat management n. toplu saldırı yönetimi
threat agent n. tehdit etmeni
threat monitoring n. tehdit gözleme
no threat found expr. herhangi tehdit bulunamadı
no threat found expr. tehdit bulunamadı
Informatics
active threat n. aktif tehdit
passive threat n. pasif tehdit
cyber threat n. siber tehdit
threat agent n. tehdit etkeni
threat analysis n. tehdit analizi
threat monitoring n. tehdit gözleme
Aeronautic
security threat level state table n. güvenlik tehdit seviyesi durum tablosu
threat evaluation n. tehdit değerlendirmesi
Medical
threat of premature birth n. erken doğum tehdidi
Psychology
ego threat n. ego tehdidi
threat-to-self-esteem model n. öz-saygı tehdidi modeli
stereotype threat n. stereotip tehdidi
threat gesture n. tehdit mimiği
Chemistry
chemical threat n. kimyasal tehdit
Biology
biological threat n. biyolojik tehdit
biological threat agent n. biyolojik tehdit ajanı
Marine Biology
frontal threat display n. cepheden korkutma
Astronomy
cosmic threat n. kozmik tehlike
cosmic threat n. uzaydan gelen tehlike
Environment
threat reduction n. tehdit azaltması
existential threat n. varoluşsal tehlike
existential threat n. yaşamı tehdit eden şeyler
Military
terrorist threat level n. terör tehdit seviyesi
threat and vulnerability assessment n. terörle mücadelede bir tesisin tehdit analizi ve hassasiyet analizinin eşleştirilmesi
threat identification and assessment n. tehdit belirleme ve değerlendirme
threat warning n. tehdit uyarısı
special operations command research analysis and threat evaluation system n. abd özel harekat komutanlığı-araştırma analiz ve tehdit değerlendirme sistemi
threat condition bravo n. artan terörist hareket tehdidi
threat force n. düşman kuvveti
security threat analysis n. güvenlik tehdit analizi
threat condition alpha n. genel terörist hareket tehdidi
threat condition charlie n. gerçekleşmesi kaçınılmaz terörist hareket
damage threat n. hasar tehdidi
internal threat n. iç tehdit
intelligence threat analysis centre n. istihbarat tehdit analiz merkezi
internal threat document n. iç tehdit dokümanı
threat condition delta n. terörist hareketin gerçekleşeceği bölgesi
threat committee n. tehdit komitesi
threat assessment n. tehdit analizi
threat-oriented munitions n. tehdide yönelik mühimmat
threat analysis n. tehdit değerlendirmesi
threat assessment n. tehdit değerlendirmesi
threat analysis n. tehdit analizi
threat radars n. tehdit radarları
terrorist threat conditions n. terörist tehdit durumları
high threat area n. yüksek tehdit alanı
Football
triple threat n. koşma, şut çekme ve ileri pas atmada yetenekli futbolcu
Slang
empty threat n. boş tehdit
empty threat n. içi boş tehdit